15 Eylül 2014 Pazartesi


Peymane Farsça'da "Büyük rakı kadehi" anlamında kullanılan bir sözcük.

Boğazkesen'deki (Galatasaray lisesinden aşağı doğru inerken) Peymane adlı restoran ise, gerek İstanbul'u ziyarete gelmiş turist arkadaşlarınızı götürebileceğiniz, gerekse küçük arkadaş gruplarıyla kutlama veya keyifli iş toplantıları yapabileceğiniz lezzetli ve otantik bir ocakbaşı. 

Ocakbaşı diyoruz ama ismi sizi ortamla ilgili yanıltmasın. Frank Sinatra veya Norah Jones şarkıları eşliğinde rakınızı yudumlayabileceğiniz bir yer burası. Eğer meyhane tarzında daha Türk kültürüne yakın, sesli ve gürültülü bir yer arıyorsanız, doğru adres burası değil.

Ana kapıdan girdiniz, arka bahçeye doğru yürüyorsunuz ve bahçeyi gördüğünüz an, eğer ilk defa geliyorsanız, ağzınız biraz açık kalıyor. Çünkü o küçücük kapıdan girdiğinizde, böyle sevimli ve romantik bir bahçe görmeyi hiç beklemiyorsunuz. Bahçenin, çok eskilerde yetimhane olarak kullanılmış ama artık virane olan bir bina manzarası var, bu da ortama biraz gizem katmış. Mekandaki kocaman ağaçlar ve üzerlerinize sarkan yaprakları ise, sizi bir anda İstanbul içerisinde değil de bir tatil yöresindeymiş gibi hissettiriyor. 

Yemeklere gelince... Özellikle muhammara ve patlican közünün denenmesi önerilir. Kebap ise ortaya karışık yaptırılmalı. Peymane kebabı seçerseniz, Ali Nazik'ten mahrum kalırsınız. Ali Nazik yerseniz, çöp şişi deneyemezsiniz. Hepsi o kadar lezzetli ki, ufak ufak hepsinden tatmanız önerilir. 

Özellikle servis elemanları çok bilgili ve yardımcılar. Dolayısıyla arada kaldığınız bir nokta olursa onlara danışmalısınız, en doğruyu onlar gösterecektir. 

Fiyatlar ise sağlanan servis, yemek kalitesi ve ortamın güzelliğine göre gayet makul. Ortalama kişi başı 70-80 TL civarı ödüyorsunuz.

Bu arada yakın zamanda özel olarak İtalya'dan bir taş fırın almışlar, dolayısıyla öğle yemeğine gittiğinizde pizzalarını da denemenizi öneriyoruz.biz 

0 yorum :

Yorum Gönder